dijital günlüğümden geriye kalanlar


okuyacağınız satırlar ve göreceğiniz fotoğraflar benim için geçmişe giden yollardan sadece bir tanesi.. bir süredir yazdığım satırları ve çekmiş olduğum bazı fotoğrafları dijital ortamlardan birinde paylaşmaktaydım. oradaki yolculuğumu sonlandırdığım için kaybolmaması ve dönüp baktığımda bir hatıra olarak kalması adına blog hesabımda arşivlemeye karar verdim. 
ayrıca bazı fotoğraflar ve yazılarıma ilave olarak şarkılar ekledim. belki bu sayede arayıcısına, yeni şarkılar keşfetmesinde katkıda bulunabilirim. hem şarkılar da ritimleriyle, tınılarıyla harika birer his taşıyıcısıdır.
not: şarkıların üzerine tıklayarak dinleyebilirsiniz. 
şimdi,
eğer bu yolun ziyaretçisiyseniz hoş geldiniz, keyifli yolculuklar dilerim. 

önerim: ekranınızın sağ üst köşesindeki üç noktadan "masaüstü sitesi" ni seçerek okursanız estetik açıdan daha güzel bir deneyim edinebilirsiniz.

2 Kasım 2024

bir başlangıç yapmadım. çünkü hiçbir zaman bir son da olmamıştı. bazı şeyleri noktaladığımızı zannederiz hayatta. ancak pek de öyle olmuyormuş durumlar. noktalar virgüle dönebiliyormuş hayatta. yaşadıkça öğreniyor insan... 

18 yaş hakkında hayatın dümdüz, aynı gittiği konusunda pek çok duyum almıştım zamanında. bence pek de haklı değiller. 18 olduğunu hissediyorsun. çok da şey değişiyor ayrıca. belki de herkes inanılmaz maddesel düşünüyor. olay halbuki pek de öyle değil aslında.

14 Kasım 2024

kahvenin son yudumu gibi.







16 Kasım 2024

nostalji... sen mükemmel bir şeysin. ve anılar, biliyorum bir daha geri gelmeyeceksin...



20 Kasım 2024

her gün insanlarla daha çok yüzleşiyorum ve her yüzleşmemde ayrı bir anıya veda ediyorum. büyümek; hayal kırıklıklarıyla her gün biraz daha yara aldığın, her şeye rağmen tüm yaralarını kendin sardığın ve gün geçtikçe çiçekler açıp daha güçlü ayağa kalktığın günlerle birlikte geleceğe doğru adımlamak demek. ve sanırım büyümek, hiçbir zaman bitmeyecek.







8 Ocak 2025

bazen inanılmaz uyumsuz hissediyorum. bazı düşüncelerim kazınmış öylece hafızama. sabit fikirli değilim aslında. ama bu çağın normalini benimseyemem bana zıtsa. bazı doğrularım olmuş vazgeçemediğim, bazı yanlışlarım varmış vazgeçmişim. hisler kalıcı değilmiş. anlık hazlara aldanmasın insan. arayan bulurmuş gerçekten, buldun mu sahiden? sabır, sabır, sabır... bazen hasta hissettiriyor bu çağ beni. etimle kemiğimin yeri değişmiş, altımı üstüme getirmişler gibi...




(tarihi belirsiz bir gün batımı fotoğrafı...)


24 Ocak 2025

(İrade Terbiyesi - Jules Payot'tan bir alıntı ve geçmişten kalan, yazdığım birkaç saatır)

Artık onlar ölü, bizler katil. Yasal cinayet. Yine kimse suçlanmadı yine kimse hüküm giymedi. Beni anlıyor musunuz gerçekten? Bir müziğe kapılıp gidiyorum. Gün boyu düşünüyorum. Düşlerim için, hayalini kurduklarım için, çözemediklerim için, işin içinden çıkamadıklarım için, değiştiremediklerim için, duyduğum heves kırıcı sözler için, yaralayıcı cümleler için, gurur duyduklarım için, kendimi suçladıklarım için, çocukluğuma ettiğim ihanetler için, kelimeleri anlamlandıramadığım zamanlar için ve dahası için... Düşünüyorum. Düşünmeye devam ediyorum. Yazmak istiyorum. Yazamıyorum.   "İstediğim gibi"

Siz de düşünüyorsunuz değil mi? Düşünen insanlar topluluğu. Sonsuza uzanan düşünceler mezarlığı. İzlenen sayısız tavanlar, sayısız duvarlar ve sayısız halılar... Yalnız olmamak bazen çok şey bazen ise hiçbir şey ifade etmiyor. İnsan en çok anlaşılmak isteyip anlaşıldığında yine terk ediliyordu. Sorunlarınla baş başasın. Bunu yalnızca çözebilecek tek kişisin. Yardımlar olur hayatımızda. Ama ana karakter biziz. Bir şeyleri yalnızca biz değiştirebiliriz.

Sevgilerle, 

sanki E.

29.07.2023

Konuya Fransız - Sebebi Yok

6 Şubat 2025

meteorlar atmosfere girdiğinde ve onlardan biri yeryüzüne indiğinde şayet şanslıysanız ve sizin bahçenizdeyse onu kucağınıza alın ve sarılın. böylece bir yıldıza dokunmuş hatta sarılmış olursunuz...





26 Şubat 2025

mümkün değil.
fotoğraflar ve fotoğraflar... bazı kesitler o kadar anlamlı gelir ki insana ama anlatamazsın, yaşayan bilir yalnızca. gördüklerin de göründüğü gibi olmaz bazen fotoğraflarda. göstermek istiyorsan birilerine heyecanla, illa kolundan tutup getirmen gerekir yanına... bazı defterler kalınlaştıkça kalınlaşırlar. kapalı olsa da toz birikir sayfalarına. açmazsın, açmayacaksın; niyetin toz kaldırmak değildir galiba... beklemezsin. çünkü hayat seni beklemez. her şey akar gider ve sen de uymalısın akışa. direnip durdurmaya çalışma, vardır bir sebebi, yaşa ve gör an'ında. siyah ve beyaz yan yana. gri olur çoğunlukla. buna rağmen renkler canlılıklarını yitirmez senin bakışınla renklenir dünya. daldan dala, satırlarca...


27 Şubat 2025

sevgili İçimdeki Mum Işığı, aromatik kokular donatmış odamı. amber, tarçın, lotus... lotus, yeni başlangıçlardır. öylesine, öylece bir bilgi. bir mum yak karanlığa. karanlık olmadın hiçbir zaman. karanlığı sevdin, ama karanlık olmadın. sen her zaman rengarenktin. dünyanın ıssız bir köşesinde, ıssız adında bir renk var deseler o da bir zamanlar sendin. öylece rengarenktin. tek bir renk yeter miydi zaten sana. renklere sen yüklerdin anlamlar... bu gece öylesine oturdum bu köşeye. şunu bunu yapacağım demedim kendime aslında. her şey öylece, birdenbire... tüm duygular güzelmiş. renklenmiş, renklendirmiş. kaçındıkların da seninmiş, seninle olanlar zaten sende... tarçın söndü bu gece. mum bitti, sonuna geldi. sonlar da, güzel başlangıçlar da. sen belirlemezsin çoğunlukla. hani mumun üzerinde birikir ya erimiş mumlar... su gibi, kavanozun üzerinde ya da mumun üstünde; dökmediğin sürece sıvılar. ne zaman mum söner; soğurlar, katılaşırlar. ya da dökersin veya kırarsın kavanozu, sonuç yine aynı. katılaşırlar. bu demek değildir ki hep aynı kalacaklar. bazen gelir sen yakarsın bazense gelir yakarlar. yanmak her zaman kötü değildir sonuçta. hoş bir koku, aydınlık bir oda. öylece estetik... böyle işte mumlar. bence oldukça manidarlar. benim içim bir mum ışığı. bazen söner bazen yanar. hoş kokulara bağlı, estetiğe hayran. ısıtır da yakar da... bir mum söndüğünde, her zaman bir yenisi yanar. ruhuna doğan aydınlık, sonsuzuna kadar... 
"her son yeni bir başlangıçtır." yazar ilk cümlem, ilk paragrafta... 
sevgilerle, sanki E.


9 Temmuz 2025

gözler, kalbin aynasıdır.



15 Ağustos 2025


"I write only because there is a voice inside me that does not want to be silenced."

( "Yalnızca içimde susturulmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum." )
                                           

3 Ekim 2025




12 Ekim 2025

kalabalık kentlerin ıssız sakinleri... kalabalıklar içinde bu kadar kaybolmuşluk yormuyor mu? yoksa sizler, olağan hâle gelmiş bu durumların akıntısında boğulmaya çok mu alıştınız? halledebiliriz, halledebilirsiniz. sizi kimse kurtarmayacak, sizden başka...





17 Ekim 2025

kuşlar doğası gereği uçarlar. özgürlük için yazılacak daha nice satırlar var...


10 Kasım 2025

bisikletin pedallarını telaşsız bir şekilde çevirirken başının etrafına kadar yaklaşmış arıyı umursamaz aksine ona belki gülümser veyahut seni anlayacakmışçasına birkaç söz söylersin. senin ondan korkmadığını gören arı bir süre sonra gider ve sen yolculuğuna devam edersin. pedalları hâlâ çeviriyorken bir yandan temiz ama soğuk olan o havayı ciğerlerine çekersin. daha gün yeni doğmuş, güneş yeni yeni ortaya çıkarken sabah ayazının sırtını sıvazlamasıyla huzurla dolarsın. burnunun ucu üşür, yanakların al al olur. yerlere serilmiş kırmızı, turuncu belki de sarı yapraklar hafif hafif esen rüzgârla bir o yana bir bu yana savrulur. ağaçların dalları, tüm o yalınlığa rağmen dimdik durur. başını hafifçe sağa çevirdiğinde karşılaştığın gölde; su yüzeyine yansıyan gün ışınları, cezbedici bir manzaranın mimarı olur. hisset... gün doğuyor ve bir yandan sonbaharın en güzel tonundaki yapraklar yerlere serilmiş... ağaçlar sanki kimsesiz gibi ama dimdik ayakta durmaya devam ediyor. havada keskin bir soğuk var fakat bu içini rahatlatıyor. temiz havayı içine çekerken durmadan çevirdiğin pedalların sesleri... ve ilerlemeye devam ederken bir yandan seyrettiğin nefes kesen o manzara... su ve ışığın birleşmesi ve göz alıcı ışık oyunları... işte şu an tam olarak böyle hissediyorum, ilk kez gün batmıyor da doğuyor sanki... 



24 Kasım 2025



5 Aralık 2025

"sanat ruhlu insanlar en büyük devrimciler midir dersin? zarafetle yıkımı birleştirirken dönebilir mi devran tersine? kalemlerle başlar en büyük savaşlar. yüreklere kazınır fikirler, kimi zamansa sayfalarca yazılan satırlar. bir fikrin imzası çığlıklar atar yeni bir devrin doğuşuna. prangalardan kurtulan düşünceler koşar özgürlüğün kıyısına..." | 01.12.2025, 18.08

"gün çoktan döndü buralarda ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence, biliyorum."






| nergis, yenilenmeyi ve umudu temsil eder. |








         

V for Vendetta




10 Aralık 2025

bir kış günü aralığın satırlarında gezinirken, bulutlarda gözlerimiz. gökten süzülecek kar taneleri, ve izleyeceğiz bir bir geçen mevsimleri... yıllar geçerken, yapraklar dökülürken değişiyoruz hepimiz teker teker. acılar sürekli olamazken ve mutluluklar baki değilken, hayat bize tanıtır kendini yeniden. ve bazen biz hep başlarız, olduğu gibi eskiden. sanki hiç yol almamış ve hiç büyümemiş gibi. su akar ve yolunu bulur, bilirsin.




16 Aralık 2025

kar küresini sallamışlar, kız tam nefes alırken... herkes onunla; o, kar küresinde. bir ağaç varmış, yeşil ona yakışırmış. camdan duvarlarına yansıyan ışıklar, ufak ışıltılarla ona yıldızları anımsatmış. gök kubbesi onu boğsa da o, sabırlıymış. yıldızları bir gün birer güneş olacakmış, buna inanmış.





17 Aralık 2025

bazen sadece güçlü darbeler müziği duyabilmeni sağlar.











22 Aralık 2025

Gen Antik Cafe - İstanbul/ Balat 



































j'ai découvert un lieu où les mots me manquent, etmaintenant il fait partie de moi...

(Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir yer keşfettim ve artık o benim bir parçam...)



(şimdi okuyacağınız satırlar 2021 yılından bugüne, paylaşmış olduğum bazı fotoğraflara düştüğüm notlardır. sayılar, fotoğraf numaralarını ifade etmektedir. fotoğrafları burada paylaşmak istemedim fakat yazdıklarıma kıyamadığımdan onlar buradalar.)

4 Ocak 2026

şimdi tek tek anlatıyorum, dinleyicisine ve gözü satırlara takılanlara...
yıllardan 2026. ve 4 ocak, 01.14. sanırım benim bu sene yeni yıla girişim yaklaşık 3 günümü aldı. her zamanki gibi 3 hayatımda yerini yeniden aldı...

 mesela ilki, benim ilk yazdığım satırlardan. o aralar kafamda bir kurgu vardı ve kendimce yazıya dökmeye çalışıyordum. ilk sırada yerini aldı bu fotoğraf, çünkü orada yazan satırları bizzat benim yaşayacağımı ben de bilmiyordum.
| ikinci ve üçüncü fotoğraflar ve daha burada paylaşmadığım niceleri benim fotoğrafçılıkla ilk ilgilendiğim zamanlardan. tararken fotoğrafları, fark ettim ki o zamanlar epey amatörmüşüm ve bir an'da gelmemişim şimdi çekip hayranlıkla baktığım fotoğraflara. zaten burada bulunanlar da arada bulduğum birkaç güzel fotoğraf. eskiden kadraja hizalamak ve ışığı ayarlamak gibi nice şeyi bilmiyorken, düşe kalka gelmişim yavaş yavaş.
| dördüncü ve beşinci, bloğum için bir web sitesini ilk kurduğum ve tasarladığım zamanlardan. en ince ayrıntısına kadar bizzat emeğim olması adına çok uğraşmıştım...
| altıncı fotoğraf, bir zamanlar lisede biz... yemekhane sırasında kartımızı bastığımız ekranın bir kamerası vardı. o kamerada şimdi birbirinden farklı şehirlerde okuyup hayatlarına devam eden nice kalbi güzel insanın izi kaldı...
| yedi, benim hayatımda büyük önem taşıyan su kütlesi. deniz... sanki bir balıktım eskiden ve denizler, okyanuslar kavuşamadığım evim sahiden...
| sekizde kendimi araya sıkıştırmak istedim. o zamanlar bol bol fotoğraf çekinirdim. ve minik tatlı köpekçikler, size de selam!
| dokuz, sürekli kullandığım köprüydü eskiden. neler nelere şahit...
| on, sıradan bir kafe sadece. ama aydınlatmalar harika. hiçbir ek özelliği olmamasına rağmen, yalnızca aydınlatırlarken...
| on bir, Küçük Prens'ten işaretlediğim bir alıntı, eskilerden kalma. gözleri sayılardan başka bir şey görmeyen bir yetişkine dönmediğim için mutluyum.
| on iki, lisedeki İstanbul gezisinden kalma bir fotoğraf. sabah namazı vaktiydi ve çok huzurlu bir hava hâkimdi, hâlâ hatırlarım. 
| on üç, lisede katıldığım bir yazı atölyesi sayesinde, yazılarımdan biri ufak bir kitapta yayınlanmıştı. o kitap arkadaşlarımdan birinde ve hem de benden imzalı... en gururlu anlarımdan biriydi... imzalarken oturduğumuz kafeden bir kare bu fotoğraf. ve hatta görünce fark ettim ki belki de burayı ondan bu kadar seviyorum. gizli anılar... biz unutsak da kalp hatırlıyor.
| on dördüncü fotoğrafın onlarca belki de yüzlerce fotoğrafı vardır bende. hepsinde birbirinden farklı bir gökyüzü. çünkü olabilir mi hiç aynı, baktığın gökyüzü?
| on beş, ankastre ışığı ve mutfak. ve bir de çay.
| on altıda fark ettim ki o fotoğrafın farklı versiyonları her gün üzerimde. her gün olmasa da gün gün... hayat cidden sinir ediyor. liseden bir gün, o kare de...
| geldik günümüze... on yedi... gerçekten artık anladığım bir şeyler var. hatta birden fazla şey. yıllar geçmiş, kimisi gerçekten üzerimden hem de. fakat o kadar çok şey değişti ki. 2021'deki ben, zannederdi ki hayatının en kötü günleri o günler. değildi. şimdi de değildi. ve yarın da öyle olmayacak. biliyorum, çünkü artık hayatı çözüyorum. ancak yalnızca çözüyorum. ve çözüyor kalacağım. çünkü hayat hiçbir zaman çözülmüş bir ip yumağı olmayacak. hayat, her zaman karmakarışık kalacak. sadece ben daima çözüyor olmaya devam edeceğim. hiçbir zaman çözdüm olmayacak. ve bu zaman zaman öyle keyifli olacak ki o an'ı dibine kadar yaşayacağım. bazense öylesine berbat ve iğrenç hissettirecek ki bir an önce an'dan kaçmak, kurtulmak isteyeceğim. kimi zaman olacak, kimi zamansa olmayacak. bitsin diye yalvardığımız anlar tam tersine daha da uzayacak. zaman âdeta bir sakız gibi yapışacak... tüm bunlar bitecek ve yeniden başlayacak. hayatın döngüler silsilesi olduğunu fark ettiğinde akışa bırakmayı tercih ettiğin günler ve aylar olacak. bazı döngüler ise yoldan sapacak ve yeni döngüler oluşturacak. o yoldan sapmalarsa senin kararların ve hayatın sürprizlerini taşıyacak. o zaman da gözün kapalı ilerlemeyi ve kulakların duymuyorken de dans edebilmeyi öğreneceksin. hayat böyle bir şey aslında. ve o sayfadaki tek cümle, tüm bunları söylüyor sana.
| on sekiz, ben. yılbaşı gecesi çekilmiş bir fotoğraf. mutluyum. mutlu olduğum an'lardan. hatta an'da olduğum an'lardan... 
| on dokuz, kırmızı kalpli uçan bir balon. hayatın tatlı sürprizlerinden. ve bazen balon elinizden kaçıp gider. onu yakalamak ve kurtarmak ya da kaderine terk edip ve arkasından dolu gözlerle el sallamak sizin elinizde olan. mücadele etmek damarlarımızdaki asil kanda var, ve ruhlarımız böylesine özgürlüğüne düşkünken çabalarsa eğer insan kim bilir neler neler yapar... 
on dokuzda son bulur tüm fotoğraflar çünkü yirmi henüz yolda...umarım dibine kadar mücadeleyi bırakmadığım ve aklımdakilerin yalnızca aklımda kalmadığı güzel bir yıl olur benim için.ve umarım ki, buraya sığdıramayacağım nice saf, temiz ve içten duaların kabul olduğu; sağlıklı, huzurlu ve hayallerimize ulaştığımız mutluluk dolu bir yıl olur hepimiz için. şarkı seçimi elbette ki öylesine değil. aylardır kafamda dönüp duran... dön bak dünyaya, dönüyor baksana dünya...
 sevgiler, E.




10 Ocak 2026

eskiden, yılın başı ve yılın sonu olmak üzere altı ayda bir farklı bir hayat yaşardım. bunun da büyümekten kaynaklanan bir şey olduğunu düşünürdüm. açıkçası hâlâ öyle düşünüyorum. fakat farkındayım ki buna ek olarak farklı durumlar da bu işin bir parçası. hayatımızdaki insanlar da büyüyor, zaman da akmaya devam ediyor. ve dahası... sadece artık durum biraz daha farklı. altı ay artık sanırım çok uzun. çünkü iki haftada bir bile yeni bir dönemin içerisinde buluyorum kendimi... yorucu ama harika.


ve çektiğim fotoğraflardan bazıları: 






















          










         (hiçbir duygu sonsuza kadar sürmez.)





    



"Bu arada konudan bağımsız ama bu fotoğrafı uzay boşluğuna,
yıldızlara hatta şu sarı büyük yuvarlağı da güneşe benzetiyorum.
 Oysa bu fotoğraf yalnızca yerdeki su birikintisine
 yansıyan sokak lambası ve kırılan küçük ışıklardan ibaret. 
Hayatımda gördüğüm en ilginç şeymişçesine bir hissiyata kapılıyorum."









( ve çiçekler... )







son.

okuduğun, burada olduğun için teşekkür ederim.

sevgiler, 
E.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

günlüğümden.

kendine dön, geç olmadan...